www.muratena.blogcu.com www.muratena.blogcu.com








Ana menu

Ana Sayfa
Profil
Arşiv
Arkadaşlarım
Eposta yolla
Giriş Sayfam Yap
Sık kullanılanlara Ekle

Yeni Yazılarım

Kategoriler

Baglantılarım

  • hamdivehüsnücan
  • http://www.citytalking.blogspot.com
  • http://www.geckalmadimki.blogspot.com
  • http://www.basts.blogspot.com
  • http://www.leyyaa.blogspot.com
  • http://www.kediperisi.blogcu.com
  • http://www.filizmutfakta.blogspot.com
  • http://www.hazalca.blogspot.com
  • http://www.munu06.blogspot.com
  • http://www.leyya-craftmania.blogspot.com
  • http://www.panoramio.com
  • http://www.maranki.com
  • http://www.fotoiz.com
  • http://www.burdasaklaniyorum.blogspot.com
  • http://zeynep03.blogcu.com/yeni-bir-hayat_3019413.html
  • http://www.ırmakermis.blogspot.com
  • http://www.burayakactimm.blogspot.com/
  • http.www.stildirektoru.com
  • Dost siteler

  • con maj
  • munu
  • alpnur
  • fatma46
  • antartika
  • kaybana
  • jadore
  • geckalmadimki
  • uzakdost
  • refikabusem94
  • sagunerm
  • nadirecigdem
  • sivist
  • suppruss
  • mavielbise
  • ozguncehobi
  • yasaksokak
  • duygularinsairi
  • hayattasarimi
  • supprussceyiz
  • leyya2
  • annekedi
  • gocmenkizi
  • baris59
  • bilgul
  • kediikizzz34
  • hamdivehusnucan
  • Nefise ilgi
  • Son 10 yorum

    Selam
    merhaba
    İnternet
    ah, unuttum..::(
    Canımmm...:)
    Merhaba
    merhaba
    bam teli
    munu06
    slm


    SİTEME HOŞGELDİNİZ
    ÇILGIN ANNE:=)

    11/9/2009 - !!!

    Kategori GUNCE
    ÇOCUKLUĞUMUZDA.............

     

    Bizim çocukluğumda Annelerimiz çalışmazdı.
    Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
    Hatta Babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
    Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu
    ki.....

    En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
    Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
    Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
    Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya
    yürüyerek gelirdik.
    Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
    Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile
    dalardık.
    Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek
    arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
    Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su
    içerdik.
    Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan
    kana kana içerdik.
    Kısacacı evine gidip gelen ( ...ki
    ; sadece çişi gelen giderdi evine ) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
    Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
    Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.


    Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
    Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
    Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi.... Polisler gelmezdi
    kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
    Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir
    bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan
    çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.
    Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
    Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
    Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı
    alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.


    Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
    Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin
    camında,
    temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
    Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
    Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ; bilmem kaç kuruş
    hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
    Evlerimiz var, içinde yaşayan yok. Parklarımız var, içinde oynayan çocuk
    yok.
    Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl
    vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...
    Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..


    Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye
    hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
    Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' lerin beklediği yerlerden hep
    korkmuş çekinmişimdir.
    Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği
    arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
    Benim değildir bu kültür.
     
    Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
    Nedir bunlar?
     
    Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
    Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
    İyi de neden böyle olduk ?
     
    Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi.......

    'Her toplum hakettiği gibi yönetilir'' derler ya, hakettiği gibi de yaşar diyelim mi ?


    Alıntı.

    Yorumlar (17) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

    <- :: Sonraki Sayfa ->

    Bu Sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....

    SABLON DUZENLEME MURATENA.BLOGCU


    ONLİNE YORUM BIRAKIN,

    Zaman

    Online gazeteler

    Akşam Gazetesi
    Birgün Gazetesi
    Bugün Gazetesi
    Cumhuriyet Gazetesi
    Dünya Gazetesi
    Evrensel Gazetesi
    Fanatik Gazetesi
    Fotomaç Gazetesi
    Güneş Gazetesi
    Halka ve Olaylara Tercüman
    Hürriyet Gazetesi
    Milli Gazete
    Milliyet Gazetesi
    Ortadoğu Gazetesi
    Radikal Gazetesi
    Referans Gazetesi
    Sabah Gazetesi
    Star Gazetesi
    Takvim Gazetesi
    Taraf Gazetesi
    Türkiye Gazetesi
    Vakit Gazetesi
    Vatan Gazetesi
    Yeni Asya Gazetesi
    Yeni Mesaj Gazetesi
    Yeni Şafak Gazetesi
    Yeniçağ Gazetesi
    Zaman Gazetesi

    Online linkler

    İstiklal marşı

    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
    O benimdir, o benim milletimindir ancak.

    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
    Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
    'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
    Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
    Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
    Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
    Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
    Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

    Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
    Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
    Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
    Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

    O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
    Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
    Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
    Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
    Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

    Mehmet Akif Ersoy

    www.dostyurdu.com



    ilknur1959.blogcu

    cursor